Bazı şehirleri/ülkeleri gezerken sanki oraya zaten tekrar gelecekmiş gibi gezenler vardır...Böyle tasasız...Sokaklara, insanlara, barlara, restoranlarda satılanlara vakit ayırıp, 5-6 saatlik müze gezmelerini "bir sonraki zamana" kolayca erteleyiverenler. Çok seviyorum öylelerini.
Halbuki, madem birisi bir şeyleri biraraya toplamış, gruplandırmış, bir binaya doldurmuş, önemli bunlar demiş. Görmeden olmaz. Ya da birileri bir yerlere gitmiş, yazmış, çizmiş, anlatmış. Sen de görmeden olmaz. Ya da daha iyisi sen daha ilgincini, daha bir uzaklardakini görüp anlatmazsan olmaz. Mı? Bilmiyorum. Bazen oluyor. Bazen olmuyor. Merak ediyorum. Bir ömre kaç "anı" sığdırırsın? Her yeni mekana, her müzeye, her popüler ya da cool "şey"e saldırıp kaç anı biriktirebilirsin zorla? Kendini zorla bak bu fotoğrafı tutmalıyım kafamda, önemli bu an diye kaç kere kandırırsın? Tükense de rahatlasam dünyadaki her görülecek yer, her tadılacak tat tadında gezip, tozup, yazıp, çizenlere dayanamıyorum artık. Life style'ınız batsın diyorum. Sindiremediniz gitti bu dünyayı. Sonra, içinde yazanlar için değil de sadece istediğim zaman erişebileceğim kolay bir yerde olsun diye aldığım kitaplar geliyor aklıma. Kaçamıyorum diyorum. Kendimi de katıyorum tamam. Sindiremedik gitti şu dünyayı. Saate bakmadan gezmeye ne oldu? Çizgisel olmayan zamana--bir yere yetişmeyen güne, bir gölün kıyısından ancak havasına doyunca ayrılmaya...Her bir şeylere bir şeyler oldu. Benim şu sorduğum soruları kredi kartı reklamlarında soruyorlar artık. Batsın bu dünya...
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder