22 Mayıs 2008 Perşembe

oyyy oy..

ben de küçük bir üzülme makinasıyım diye kızıp duruyorum kendime. doğrusu "makine" biliyorum. ama "üzülme makinası" daha bir içime siniyor nedense..

anneyle konuştum dün sabah. sesi öyle kötüydü ki.. ben dayanamıyorum böyle üzüntülere. içim gidiyor. gitti de. karşılıklı ağladık sabah sabah. baba'yı anlattı bana. nasıl güzel üzüldüğünü. şaşkın kadın, sen de şu an başka güzel üzülüyorsun demedim. desem belki daha da üzülecek, sonra ben daha da üzüleceğim, döngümüzü tamamlamak ömrümüzü alacak. demedim, almıyor mu şimdi?

cuma akşamı ankara'ya gideceğim. akşam yemeğine yetişirsem tatlı bir sürpriz olacak baba'ya. cumartesi, pazar köyde olacağım. erik ağacının altında kahvaltı yapmayı çok özledim evet. ama bu köy ziyareti sebebiyle b'yi bile göremeden geri geleceğim. bi'sürü de başka yükler getireceğim omuzlarımda. oyy oy.. ankara'da olmadığım vakitlerde "ankara'da olsam şimdi şöyle üzülürdüm" diyerek üzülüp, ankara'da olduğum vakitlerde de zaten üzülerek geçiriyorum. birisi beni alıp kaçırsa şu ispanya'ya, beynimi uyuştursa, aklımı alsa. yahut bindiğim uçak ispanya'ya düşse, sağ kalsam ama hafızamı yitirsem. bilmesem bilmesem. yeni bir hayat öğrensem.

çok bunaldım artık.

1 yorum:

MAKAS dedi ki...

ama, mışmış dondurması var ankara'nın..
kimsenin bilmediği, en güzel dondurması var. güzeldir ankara:)