İrmik helvası pişerken mutfakta, gelip sordular bana "başladı mı havlamaya içindeki köpekler?" Aaaa bu ses, daha doğrusu uğultu, o mudur? İçimde havlayıp duran köpekler mi var?
İrmik helvası şahaneydi, belki biraz şekeri fazla. Boş boş bilgisayara bakarken, kaşıkladık. Yanımda oturan benzi sararmış adamı çok seviyor(d)um. Ona çok şey borçlu olmanın yarattığı minnet duygusunun ötesinde kocaman bir sevgi. Hayatım boyunca beni koşulsuz desteklemiş olması, bana ayıracak vakti her zaman bulmuş olması, onca kalabalığın içinde hep benim söylediklerimi dinlemesi... Bu mesleği onun sayesinde seçebildim. Bazen sadece onu gururlandırmak için çalıştım. Onu üzmeyeyim diye yalan bile söyledim. Şimdi o giderse n'aparım?
Dün sarışın bir adamla tanıştım. Akıllı akıllı çok şey anlattı bana. Mutsuzluğun bir sürekli mırıltı olduğunu, mutluluk anlarınınsa atılan kısa çığlıklar olduğunu alıntıladı birilerinden. Mutluluk anları kısa sessizlik anları olsa dedim bitmeyen mırıltının arasında. Şimdi bu ses mırıltıyı/uğultuyu bastırıyor bu ses. İçimde köpekler havlıyor evet. Korkudan havlıyorlar, yemek kokusundan değil. Giden bir insanın yeri nasıl dolar korkusu. Çok özleyince n'aparım korkusu. Dindirilemeyeceğini bildiğim bir özlemin korkusu...
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder