Karabatak n'apardı? Bir çıkardı bir batardı. Onun rahatı öyle yerinde çünkü. Benim rahatım yerinde değil böyle, ama böyle işte. Bir çıkarım bir batarım. Batmakla ilgili bir dert var. Para lazım çok, taşınma işleri çok para. Param az, batıyorum. Yapmayıp biriktirdiklerim var, zaman geçtikçe büyüyen, durdukça batıyorum. Sustukça uzaklaşıyorum, unutuyorum. Kendime batıyorum. Canım sıkkın, yüzüm asık, insanlara batıyorum. Aslında her şey ala rahat batıyor sana, da diyebilecekler vardır. Ben diyemiyorum öyle. Kendimle ağır. Yorgun. Mor halkalıyım.
Dün bütün gece "eğlenmesini bilen" bir güruhla dışarıdaydım. Çok derinden sorular soramayacak kadarcık yakındık ve fakat her şeyi konuşacak kadar çok içmiştik, üstelik bağır bağır şarkılar söylenemeyecek kadar perşembeydi. Ve de ben eğlendim. Ve de ben farkediverdim ne çok uzun zamandır eğlenmediğimi. Üzülme makinası olmuşum...
O zaman, kimsenin rekabet edemeyeceği bir üzülme duygumuz mu var bizim? Okuduğum romanda Onega buna benzer bir şeyi Ukraynalılar ve nostalji için söylüyordu, bize uyarladım. (Olmuş mu?)
Duymazdan gelinemez, boş verilemez, göz yumulamaz...ham çökelek!
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
3 yorum:
karabatak'ın bilimsel adı: Phalacrocorax carbo.
bir de kara kanat vardı..
Darkwing Duck mı? Varyemezin yeğenleri/torunları cem-cim-can'dan sonra en sevdiğimiz ördek :)
Yorum Gönder