13 Mart 2008 Perşembe

Çözülme

Dondurucudan çıkardım kendimi, çözülmeye başlıyorum...
Sırtım, boynum, başım ağrıyor. Çok ağrıyorlar. Varlıklarını bana hissettirmek için bastıra bastıra ağrıyorlar. Nasıl da kasmışım, evlere kapatmışım kendimi. Tam baharın eşiğinde baharı yakalasam ya tekrar? Azıcık yakalasam, tam değil. Madem yaptığım şeyi en iyi şekilde yapmamak beni mutsuz ediyor ve de bu yaptığım şeyi en iyi şekilde yapmak demek daha az bahar, daha az insan, daha az umursamama ve daha çok dört duvar, dirsek dayama, göz yorma vs. demek. Öyle olsun, diyebilmeliyim ya? Aşırılıklar Çağından çıkınca ne vardı sırada? İzmir ve İstanbul?

Hiç yorum yok: