25 Mart 2008 Salı
Süpermarket Bürokrasisi
Her seferinde çıldırıyorum, biriktiriyorum kafamda, sonra yatışıyorum, yazamıyorum bir türlü: Bıktım süpermarket bürokrasisinden! İçerde neyin hangi şeyin fiyatı olduğunu bir türlü anlayamamak, bir şey seçmeye çalışırken yanına gelen yazık-ama-işi-o-tacizci-marka-temsilcisi-güzel-bayanları savuşturmaya çalışmak, düğümlenen alışveriş arabalarının arasında manevra yapmak, kasada upuzun beklemek; üstüne, okunmayan barkodlar, barkod makinasının bipinden geçince değişiveren fiyatlar, tereddütlü kasiyerlerden-bilmemnereye telefonlar, kitlenen kredi kartı makinaları; markete girmek için öbür uçtaki girişe kadar 2 km yol yürümek zorunda olmak, kazara bir şey almayı unuttuysan o yolu tekrar yürümek zorunda olmak, nasıl-olur-fakat-olur-ya (teşekkürler Perihan Mağden) bir şey almadan çıkmak durumunda kalırsan bu sefer ters taraftaki çıkışa doğru 2 km yol yürümek; bir şeyi değiştirmek istediğinde önünde uzuuuuun kuyruklar olan Müşteri İlişkileri-kartonpiyer-yapısı önünde beklemek de beklemek... aklıma ötesi gelmiyor şimdilik. İşimizi kolaylaştırmadı bu süpermarketler, ne güzel her aradığını buluyorsun fakat saatlerin gidiyor, sinirlerin yıpranıyor alışverişte. Bu kadar sürmezdi alışverişler, ne yediğin, ne içtiğin, saçına başına ne sürdüğün bu kadar önemli değilken de güzeldik ve sağlıklıydık biz.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder