12 Aralık 2011 Pazartesi

Karanlık

Kendimi yoklamaktan kaçmadığım her an parça parça aklıma düşen ne çok şey var. Geçmişle şimdim arasında ne çok kopukluk. Resimlere bakıyorum, hatırlıyorum, özlüyorum ama o bağlantıyı kuramıyorum işte. Daha çok, yakından tanıdığım birisinin resimlerine bakar gibiyim. O resimlerdeki kadın şimdi benle değil. Benim içimde bir yerlerde kilitli saklı falan değil. Böyle puf oldu dağıldı gitti sis gibi sanki.
2 ay önce kullandığım not defterinin sayfalarını karıştırıyorum, 5 yıl öncesinin fotoğraflarından da uzak oraya yazdıklarım.
Şifrelerimi unutuyorum düzenli olarak. Onca övündüğüm hafızam benimle kalsaydı bari.
Bir iş bu kadar uzaklaştırabilecek miydi beni kendimden?
Ya basit bir hayat ya da sürekli suçluluk duygusu, işte böyle her zamanki hikaye.
Basit olanı seçmeliyim.
Yapamıyorsam yapmamalıyım.
Bu cesareti bulabilmeliyim kendimde.
Ve tabii diş doktoruna da gitmeliyim. Gene.


P.S. Sevgili blogdaşlarım biliyorum karanlık yazdım. Güya böyle yazmamak için yazmıyordum nicedir. Ama affedin içim açılmıyor bir türlü.

1 yorum:

atlas dedi ki...

bu karanlık yazıyı yeni gördüm. dişçiye gittin mi kudra? işler de azaldı mı? azalmadı mı? al buradan sana bol bol gönderiyorum iş-azalsın, diş-ağrısı-geçsin enerjisi. turkuaz renkte disko topu görüntülü sanal enerjimden bol bol yolluyorum bak.