12 Kasım 2009 Perşembe

patates ve kek

açıklıyorum. bu acayip adanın, bu bakırlı toprağına bulanmış patatesleri öyle ince kabuklu ki, bıçak kullanmaya gerek kalmıyor soymak için! elimle soyabiliyorum patates kabuklarını.
çok mutluyum.

biraz da huzursuzum.
günlerdir aklımda can yücel'in şu mısraları:

Attila crossed the Danube
Hannibal crossed the Alps
Caesar crossed the Rubicon
And I crossed
My self
Burning all the flowers behind me.

alea iacta est adlı şirinden. galiba aslı türkçe. alea iacta est yuvarla zarları demek. zarları yuvarlayacağım ve bütün çiçekleri yakacağım. galiba çok yakında ıslak kek yapmayı öğreneceğim. çok ciddiyim.

ama önce hepinizi tek tek arayacağım telefonla. kek tarifi almak için. hazırlanın.

3 yorum:

Kudra dedi ki...

Canım Atlas, el ile soyulan patatesi bulduğuna göre, 1998 yılının Temmuz ayından beri bıkmadan sıkılmadan her fırsatta anlattığım patates soyma hikayene yeni bir son yazmış bulunuyorsun. Demek ki hiçbir şeyden umudu kesmemeli insan :)))

MAKAS dedi ki...

canım atlas,
gözümde canlandı o patates soyma halin, sonra da 1998 Temmuz ayında başlayıp dün son bulan patates soyma hikayeni anlatış halin:)
sen de bir canlandır kudra bak, nasıl gülümsüyor insan.
özlemişim çok,hem de nasıl çok. dur dur sinirlenme sana gülmeyi değil, seni özlemişim atlas..

MAKAS dedi ki...

kudra, canlandırmayı yaparken patatesleri eli ile kabuğundan ayırırken, yalın ayak terlik giydiğini de düşün, daha eğlenceli oluyor :))
öpüyorum çok.