adı kaan olan insanları düşünüyorum, kaan olmak nasıl bir şeydir acaba diye, kaan doğmak. bir kaan parka giyebilir mi? o kaan doğduğu gün, parka hayal olur, hatta öyle bir hayal olmaz olamaz bile. bir de gökhan olmak var ki, ona hiç girmiyorum. senin içine sinmiş abicim gökhan olmak, sana hiç gelemiyorum o yüzden.
...
doğduğum, büyüdüğüm şehirdeyim. kaan, gökhan yok o sıralarda. bir boz ayı bana omuz attı ve kaansız bir şehirde, haklı bir ifadeyle,
-senin Allah'ın yok mu?
-ben bunu bir düşüneyim amca
eve geldim. gençlik heyecanı ile anlatıyorum, anlatıyorum. son diyalog dahil. canım dayıcığım bizde, bizde olduğu nadir günlerinden birinde. bir süre sonra odama geldi, herşeyi çok tatlı anlamaz mıydı, bunu da tatlı tatlı anladı, anlattı, herşeyi gibi bu da öyle tatlı ki.
...
3 yıl sonra. dayım bize taşındı, 6 ay için.
benim ellerimi severdi, gözlerimi sevdiği gibi. gözlerine dokunamam, öpemem ki, gözden öpmek ayrılıktır der, ellerimi öperdi. küçükken kaç gece uyandım, dayım beni seyrederken, yine uyanıyorum, beni seyrediyorsun. birlikte özlemez miydik köyümüzü, harmanımızı, yatağımızı. yatağımız.
kimi özlüyorum bu kadar, kimse uyandırmıyor sevgisiyle, kimse izlemiyor beni.
Allah'ım var mı, hala bulamıyorum dayı, ama dayım var, elim avucunun içinde sanki, öyle uyanıyorum geceleri. çok özlüyorum seni, bak anlatamıyorum. kaan'la da gökhan'la da tanıştım ben, bana anlattığın yaşta, anlattığın günündeyim, kaan ve gökhan tamam, deniz yok. sözümüz gibi, denizlerimiz gibi, uçsuz bekliyorum. belki hatice'ye de o zaman giderim.
gözlerinden öpmüyorum, ayrılıktır derdin. öpmedin. ayrılmadık mı?
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder