26 Şubat 2010 Cuma

yol haritası

bir zamandir düşünüyorum. otuz yılda ne yapmışım diye. önümde kalan zamanda, her ne kadar ise o zaman, ne yapabilirim diye. hayat muhasebesi yani. alacaklar borçlar. çok şanslı olduğuma kanaat getiriyorum önce. iyi insanlarla karşılaşmışım. iyi kitaplarla karşılaşmışım. andersen'den masalları okumuşum örneğin küçükken. çocuk kalbi'ni ve küçük prens'i. marx'i ve ahmed arif'i. yahya kemal'i ve dostoyevskyi'yi. henüz ortaokulda ve lisede. okuyabileceğim bir eve doğmuşum. ki bu ne büyük bir şans.
gittiğim okullar iyiymiş. hatta çok iyiymiş. ilkokul, lise, üniversite. üstelik ne istediğimi bilemeyecek hale getirmemiş beni annem babam. daha en baştan biliyormuşum bir bankada çalışamayacağımı. mühendislik okuyamayacağımı. doktor olamayacağımı. biliyormuşum. ki ne büyük şans ne olamayacağını bilmek. yazmak ve okumakla dolu bir hayat istemişim. ve de öğretmekle. ne kadar doğru bir meslek seçmişim. ve hayat seçmeme izin vermiş.
insanlara ihtiyaç duyduğumu, çok derin duygusal bağlara ihtiyaç duyduğumu ise yıllarca farketmemişim. kendi kendine yeterli, mutlu bir ailede büyümüş olmakla ilgisi olabilir. ya da fazla zihinsel bir mizaca sahip olmamla. uzun yıllar nasıl bir aile hayatı istediğimi düşünmemişim. mutlu çekirdek ailemizin dışında, kötü örnekleri görmemek sahip olduğum şeyleri "taken for granted" kılmış. üstelik çok kırılgan olduğumu, duygusal ihtiyaçlarımın belki pek çok "zihinsel" insandan daha fazla olduğunu da farketmemişim. ya da hep biliyormuşum bilindışı düzeyde ve kendimi o yüzden inatla koruyormuşum, sakınıyormuşum. sonra bir ufak varoluşsal krizle duvarlarım yıkılmış. kendim yıkmışım. ilk defa hiç tanımadığım bir kendimle karşılaşmışım. bir adamı çok sevmişim. ve sonra ne büyük bir hayal kırıklığı. onca yıl o kadar koruduktan sonra kendimi. bir hayal kırıklığı neredeyse ölümcül bir yara açmış. tamiri belki mümkün olmayan. ve sonra tekrar, henüz açılan yara kapanmadan sevmeye çalışmışım. açık bir yarayla sevemezmiş oysa insan.
tekrar sevebilir miyim bilmiyorum. kendi doğama aykırı davrandığım için kendimi affedebilir miyim. tekrar kendimi sevebilir miyim. bu yara nasıl kapanır. bilmiyorum. ama otuz seneden sonra, bildiğim kendimi tanımak zorunda olduğum. tanımak ve kabullenmek.
bir kez daha çok şanslı olduğumu düşünüyorum. dostlarım olduğu için. kendime ayna tutmaya cesaretim. yol haritamın imleri. biricik arkadaşlarım...

Hiç yorum yok: