2 Ağustos 2008 Cumartesi

Dilek Kipi

Yoruldum. Bu haftasonu calismayacagim. Isle de ilgilenmeyecegim, okumak-yazmakla da. Ama bir ise yaramayacak. Televizyon karsisinda oturarak ya da acikhava bol oksijen bir yerlere giderek ya da daha cok uyuyarak da gecmeyecek yorgunlugum. Yoran dusuncelerden kurtaramayacak beni bunlarin hicbiri. Salteri indirmeyi beceremedigimden medidatif herhangi bir sey yapmak, her an bir sonraki hareket acitti mi acitabilir mi diye kendimi kasmaktan asla kurtulamayacagimdan masaj vb. yaptirmak da ise yaramayacak. Beni dusuncelerimden uzaklastirmayi basarabilen tek sey su, o da deniz suyu. Daha hafif dusuncelere daldirabilen ruzgar var bir de, hafif ilik herhangi bir ruzgar. O kadar.
Soru isaretli ya da soru tonlamali her cumle ihtimalinden, karsimdakilerin ve de karsima bile cikmayacak olanlarin yerine dusunmekten bitkinim. Ahmet Telli'nin bir siirinin bir dizesiydi herhalde, yorulmustu gereklilik kipinde yasamaktan. Al benden de dilek kipi. Ah keske boyle olmasam... Yine de ruzgarin denizden estigi, havanin gorece serin oldugu Kuzey Ege'de bir yerlerde bir yerim olsa en dilek kipinden belki alir yorgunlugumu. Baristirir beni barismam gereken seyle. Once biriyle sonra digerleriyle. Küsüm ben çünkü. Yorgunum ve küsüm. Acemiyim, salagim ve diger seyler de var...

Hiç yorum yok: