16 Ocak 2009 Cuma

beyin ve ağaç

çok seviyorum uykusuz'daki bir köşenin başlığını: kendimi durduracak değilim. ben de değilim. istesem de durduramıyorum zaten. olmuyor. yemek yerken kendimi durduramıyorum bazen. yiyorum sonra pişman oluyorum. bazen konuşurken kendimi durduramıyorum. dur aman söyleme diyor içimdeki bir ses. gene de söylüyorum. üzgün olmam gerekirken olamıyorum bazen. sakin kalmam gerekirken kalamıyorum. umursamam gerekirken umursayamıyorum. tek yapabildiğim; "kendime rağmen" değil, bilerek ve isteyerek ve ikisinin arasında bir fark olmadan yapabildiğim tek şey okumak. ama gene de korkuyorum. yalnızca beyin olmaktan korkuyorum. sonra bedenim beni dinlememeye başlıyor. ben bedenimi dinlememeye başlıyorum ya da. hiç yıkanmak istemiyorum. aynaya bakmak istemiyorum. başkalarının yüzlerine bakmak istemiyorum. bir zamanlar bir ağacı sevmiştim. küçük bir dut ağacını. sanki onu sevdiğim gibi başka bir ağacı sevsem yeniden ya da bir saksı çiçeğini sevebilsem yalnızca beyin olmaktan kurtulurum gibi geliyor. kendime sevebilecek bir ağaç arıyorum. gerçek bir ağaç...

Hiç yorum yok: